Türkiye Nüfusunun Yapısal Özellikleri Nelerdir?

turkiye-nufusunun-yapisal-ozellikleri

Türkiye Nüfusunun Yapısal Özellikleri

Yoğunluktan dolayı uzun zamandır konu yazamıyorum. Yazdığım zaman ise en iyisi olsun istiyorum. Neyse bu yazımızda size “Türkiye Nüfusunun Yapısal Özelliği” denilince bu cümlenin ne anlama geldiğini, neleri kapsadığını dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım.

Türkiye Nüfusunun Yapısal Özelliklerini 5 başlık altında inceleriz, bunlar;

tnyo

1. Nüfusun Yaş Gruplarına Göre Dağılımı

Nüfusun yaş gruplarına göre dağılımı denildiğinde ise bu dağılımı 3 grupta yaparız;

1. Genç (Çocuk) Nüfus (0-14 yaş)
2. Olgun (Yetişkin) Nüfus (15-64 yaş)
3. Yaşlı Nüfus (65 + yaş)

yas-gruplarina-gore

Nüfusun yaş gruplarına göre dağılımı bir ülke için çok önemlidir. Nüfusunun ne kadarı genç, ne kadarı olgun veya ne kadarı yaşlı bunu bilmek zorundadır. Ne kadarının genç olduğunu ve bunun yıllara göre ne kadar arttığını bilmeli ki buna göre geleceğe yönelik planlamalar yapıp, bütçesini ayarlasın. Genç nüfus bir ülke için sürekli para harcayan aynı zamanda iyi yetiştirilmesi gereken bireyler topluluğudur. Aynı durum yaşlı nüfus içinde geçerlidir. Yaşlı nüfus yaş itibarı ile çalışma çağından çıkmış bakıma muhtaç bireylerdir.

bagimli-nufus

Çalışma çağında olmayan Genç Nüfus ile Yaşlı Nüfusa, Bağımlı Nüfus denir. Bunlar herhangi bir işte çalışmazlar ve aslında bir ülke için yük oluştururlar. Hangi ülke olursa olsun bunlardan biri ağırlıktadır. Gelişmemiş ülkelerde genç nüfus fazla iken, Gelişmiş ülkelerde ise yaşlı nüfus, genç nüfusa göre daha fazladır. Gelişmemiş ülkeler genç nüfusa yatırım yaparken, Gelişmiş ülkeler ise çoğalan yaşlı nüfusuna bakmak zorundadır. Bakmaktan kastımız ise emekli olduktan sonra onlara ödenen emekli maaşları, sağlık giderleri vs. şeklnde düşünülebilir. Genç Nüfus ise başta eğitim ve sağlık giderleri ile o ülkenin başını ağrıtır. Bir ülkenin insanına yaptığı yatırımlara Demografik Yatırımlar denir. Özellikle gelişmemiş ülkelerde Nüfusa dayalı yatırımlar (demografik yatırımlar) daha fazladır ve kalkınma hızını yavaşlatır. Hızla kalkınmak isteyen ülkeler ilk başta nüfus artış hızını yavaşlatarak işe başlar.

calisma-cagindaki-nufus

Gelelim olgun nüfusa, bu nüfus bir işte çalışan veya çalışma potansiyeli olan, üreten, vergisini ödeyen gruptur. Oransal olarak fazlalığı her ülkenin rüyasını süsler. Olgun nüfusa aynı zamanda çalışma çağındaki nüfus (aktif nüfus) denir.

Tekrar başa dönersek; Nüfusun yaş yapısının bir ülke için çok önemli olduğunu söylemiştik. Devletleri aile reisi gibi düşünebiliriz. Çocuklarının cinsiyet ve yaş farklılığına göre davranmak ve ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır. Erkek çocuğuna gidip hediye olarak barbi bebek alamayacağı gibi 25  yaşındaki çocuğuna al oğlum sana lolipop aldım ye diyemez. Ülkelerde nüfusun çocuk, genç, yaşlı oranına veya kadın – erkek durumuna göre iş, eğitim, sağlık, güvenlik gibi konularda ihtiyaçlarını belirler. İhtiyaçların belirlenmesi geleceğe yönelik planlamalar ve yatırımlar için önemlidir.

Nüfusun yaş gruplarına göre dağılımı Nüfus Piramitleri ile gösterilir.

nufus-piramidi

Ülkelere göre farklılık gösterebilen bu piramidin tabanı genç (çocuk) nüfusu, ortası olgun nüfusu ve üst kısmı yaşlı nüfusu gösterir. Piramidin tabanının dar veya geniş olması doğrudan doğurganlık oranı ile ilişkilidir. Gelişmemiş ülkelerde doğurganlık (doğum oranları) oranı fazla olduğu için taban geniş, Gelişmiş ülkelerde ise doğurganlık oranı düşük olduğu için taban dar olur. Burada şöyle bir sonuç ortaya çıkıyor. Piramidin şekli bize bir ülkenin gelişmiş veya gelişmemiş olduğunu gösterir. Yaşlı nüfusun olduğu tepe kısmının dar veya geniş olması da bir ülkenin gelişmişlik düzeyi hakkında bize bilgi verir. Gelişmiş ülkelerde daha geniş ve az sivri iken, gelişmemiş ülkelerde daha dar ve sivri olur. Nüfus piramitleri hakkında daha fazla bilgi için buraya tıkla.

Türkiye’nin 2014 yılındaki Nüfus piramidi ve yapılabilecek açıklamalar;

2014-turkiye-nufus-piramidi
Kaynak: TÜİK, İlgili Sayfa: http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=18616

  • Yaş piramidinin taban kesimi nispeten geniştir. Bu durum genç nüfusun fazlalığını, yaşlı nüfusun ise azlığını göstermektedir.
  • Nüfusun yarısından fazlası 15-64 yaş grubu içinde yer almaktadır. Buna göre, nüfusun yarısından fazlasını ekonomik bakımdan aktif nüfus (çalışabilir) oluşturmaktadır.
  • Nüfusun yaklaşık 1/3’ü 0-14 yaş grubunda yer alır. Bu oran, nüfusun genç bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir. Nüfusunun yarısı 0-25 yaş arasındaki çocuk ve genç nüfustan oluşmaktadır.
  • Nüfusun üçüncü yaş grubunu 65 yaş ve üzerindekiler oluşturmaktadır. Yaşlı nüfus oranı geçmiş yıllara göre artma eğilimi içindedir. Bunda tıptaki gelişmelerin ve yaşam düzeyinin yükselmesinin etkisi büyüktür.
  • 2014 yılı için;
    • Toplam Nüfus Miktarı: 77. 695 .904,
    • Genç Nüfus Oranı: % 24,1
    • Olgun Nüfus Oranı: % 68
    • Yaşlı Nüfus Oranı: % 8’dir.

Türkiye’de Toplam Nüfusun Yaş Gruplarına Göre Dağılışı Grafiği (%)

yas-gruplarina-gore-yuzde-grafik

Türkiye’de toplam nüfusun yaş gruplarına göre dağılışı nasıl bir gidişat gösteriyor? sorusu için yukarıdaki grafiğe bakmak yeterlidir. Genç nüfus azalmakta iken, yaşlı nüfus artmaktadır. Olgun nüfusta önemli bir değişiklik gözlenmemektedir. 2016 sonrası tahmini olarak verilmiştir.

2. Nüfusun Cinsiyete Göre Dağılımı

Bir ülkedeki nüfusun cinsiyete göre dağılımı kadın ve erkek nüfusu ifade eder. Genelde Türkiye’de ve Dünya’da kadın erkek nüfusu birbirine çok yakındır. Ancak yaşanan savaşlar, göçler ve sanayileşme bu dengeyi birazcık bozabilir. Bir şehirde kadın – erkek nüfusunun farklı olmasında sanayileşme, göç alması veya vermesi ve askeri birliklerin varlığı etkilidir. Erkek nüfusu; sanayileşmenin fazla olduğu, göç alan merkezlerde ve askeri birlik bulunan şehirlerde daha fazladır. Tam tersine, sanayileşmemiş geri kalmış ve bundan dolayıda dışarıya göç veren bölgelerde kadın nüfusu ve oranı erkeklere göre daha fazladır.

Erkek nüfusun oranı 2014 yılında %50,2 (38 984 302 kişi), kadın nüfusun oranı ise %49,8 (38 711 602 kişi) olarak gerçekleşmiştir (TÜİK). Yani kadın – erkek nüfus oranı bir birine çok yakındır.
Bu başlığı maddeler halinde toparlayacak olursak;

  • Kadın – erkek nüfus oranları sanayileşme, savaş ve göçlerden etkilenir.
  • 1940 yılına kadar Türkiye’de kadın nüfus oranı daha fazla iken 1940’dan sonra erkek nüfus oranı daha fazla olmuştur.
  • 1940 yılından öncesinde erkek nüfus oranının düşük olmasının sebebi savaşlardır. (Savaşlar sonucu erkek nüfus erimiştir.)
  • Türkiye’de kadın – erkek nüfus miktarları birbirine çok yakın olmakla birlikte erkekler çok az bir farkla kadınlardan fazladır.
  • Göç alan (şehirler) yerlerde erkek nüfus oranı daha fazladır.
  • Göç veren (köyler) yerlerde kadın nüfus oranı daha fazladır.
  • İstanbul, Ankara, İzmit, Kocaeli gibi göç alan gelişmiş illerde erkek nüfus oranı daha fazladır.
  • Kastamonu, Kırşehir, Sinop, Artvin gibi göç veren illerde kadın nüfusu daha fazladır.
  • Askeri birliklerin fazla olduğu illerde erkek nüfus oranı daha fazladır. (Ankara, Erzurum, Manisa …)

3. Çalışan (Aktif) Nüfusun Ekonomik Faaliyet Kollarına Göre Dağılımı

Aktif nüfusun ekonomik faaliyet kollarına göre dağılımını daha önce burada anlatmıştım. Bu bölümde ise bu dağılışı Türkiye açısından değerlendireceğiz. İlk önce Çalışan veya Aktif Nüfus nedir bunu tanımlayarak konuya başlayalım. 14 – 65 yaş grubunda olup herhangi bir işte (sektörde) çalışan nüfusa aktif (çalışan) nüfus denir. Bu nüfus içerisinde işi olmayanlara da iş gücüne dahil olmayan nüfus veya işsiz nüfus denir. İnsanlar geçimlerini sağlayabilmek için belli işlerde çalışır. Biz bu işleri belli kriterlere göre sınıflandırırız. Sınıflandırma sonucunda temel olarak; Birincil Faaliyetler (Tarım), İkincil Faaliyetler (Sanayi) ve Üçüncül Faaliyet (Hizmet) Grupları ortaya çıkar. İşte aktif nüfusun ne kadarının birincil, ne kadarının ikincil veya üçüncül grupta olduğu önemlidir. Başta bu oranlardan bir ülkenin gelişmişlik düzeyini tahmin edebiliriz. Nasıl oluyor derseniz şöyle; eğer bir ülkede nüfusun çoğu birincil (tarım) sektörde çalışıyorsa o ülke için gelişmemiş veya geri kalmış ülke, nüfusun çoğu ikincil ve üçüncül sektörde çalışıyorsa o ülke içinse “gelişmiş ülkedir” diyebiliriz. Türkiye’de durum nasıl? ilk önce aşağıdaki grafiklere bir göz atalım:

Grafiğe bakıldığında anladığımız şu ki Türkiye gelişiyor. Tarım sektöründe çalışanların oranı azalırken (sayı değil), Sanayi ve Hizmet sektörlerinde çalışanların oranı artmaktadır. Bu grafik oran göstermektedir, Tarın sektöründe oranın azalması demek çalışan kişi sayısının da azaldığı anlamına gelmez. Çünkü Türkiye nüfusu sürekli artmaktadır.

Çalışma çağındaki (15-64) nüfusun ne kadarı aktif ne kadarı değil?

aktif-olmayan-nufus

Bu grafik çalışma çağındaki nüfusun ne kadarının aktif olup olmadığını göstermektedir. Türkiye’de Aktif nüfusun oranı yıllar geçtikçe azalmıştır. Örneğin 1955 yılında çalışma çağındaki nüfusun neredeyse %80’i çalışırken günümüzde Aktif nüfusun yaklaşık %50’si çalışmaktadır. Geri kalan %50 işsiz, okuyan veya emekli olan kısmı oluşturur.

Aktif nüfus oranının azalmasında etkili olan faktörler:

  • Öğrenci ve emekli nüfusun artması
  • Emekli olanların bir bölümünün çalışmaya ihtiyaç duymaması
  • Makineli tarımın yaygınlaşması
  • İşçi göçleri

4. Türkiye Nüfusunun Eğitim Durumu

Türkiye’de 1965 yılına kadar okuma – yazma bilmeyenlerin sayısı daha fazla iken, 1965 yılından sonra okuryazarlık oranı yükselmiştir. TÜİK verilerine göre hazırladığım yukarıdaki grafiğe göre okur yazarlık oranı hızla yükselirken (2013 yılı için %95,78), okuma-yazma bilmeyenlerin oranı Cumhuriyetin ilk yıllarında artarken, 1960 yılından sonra azalmaya başlamıştır. 1935 – 1960 döneminde okur – yazarlık oranının azaltılamamasının sebebi başta hızlı nüfus artışı ve eğitim imkanlarının yetersizliğidir. TÜİK’in yayınladığı 2011 verilerine göre Türkiye’de 6 yaş yukarısındaki nüfusun 62 milyona yakını okuma yazma bilirken, okuma – yazma bilmeyenlerin sayısı 3 milyondan biraz fazladır. Türkiye’de hangi dönem olursa olsun okur-yazarlık erkeklerde daha fazla olmuştur. Özellikle doğu ve diğer bazı bölgelerinde kızların okula gönderilmemesi kadınlarda okur yazarlık oranının daha düşük çıkmasına neden olmuştur.

Grafiklerden de görüleceği üzere erkeklerde okuryazarlık oranı, kadınlara göre daha fazladır. 2010 verilerine göre Erkeklerin sadece %2,2’si okuma yazma bilmezken, kadınlarda bu oran neredeyse %10’dur. Okuryazarlık oranı bölgeden bölgeye de farklılık göstermektedir.


5. Türkiye’nin Kır ve Kent Nüfusu

Türkiye’de Kır ve Kent Nüfusu dediğimizde arasındaki fark nedir diye sorabilirsiniz. Basitçe Türkiyede;

Nüfusu 10.000 den az olan yerleşmeler = KIR

Nüfusu 10,000 den fazla olan yerleşmeler = KENT olarak kabul edilir.

Ancak nüfusu 10.000 olmasa bile ilçe merkezi olan yerleşmeler KENT olarak kabul edilir ve kent nüfusuna eklenir.

Bir ülkenin kır – kent nüfus miktarları veya oranları o ülkenin ekonomik ve sosyal yapısını gösteren önemli bir göstergedir. Yani daha açıkçası “bir ülkede kent nüfusu ne kadar fazla ise o ülke o kadar gelişmiştir” diyebiliriz. Gelişmiş ülkelerde kır nüfusunun toplam nüfus içindeki oranı %10 civarındadır.

Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızlı bir şehirleşme hareketi yaşanmaktadır. Alttaki grafikte de görüleceği üzere Cumhuriyetin ilan edildiği ilk yıllarda nüfusumuzun çoğu kırsal kesimlerde yaşamaktaydı. 1985 yılında ise ilk kez kent nüfusu, kır nüfus oranını geçmiş olup günümüzde nüfusun %90’ından fazlası kentlerde yaşamaktadır.


Kaynak: TÜİK
1927 ve sonrasında kır nüfus oranının azalıp kent nüfus oranının artmasının en büyük sebebi kuşkusuz kırsal bölgelerden kentlere yapılan göçlerdir.

Bu göçlerin nedenleri ise;

  • Hızlı nüfus artışı
  • Miras yoluyla tarım topraklarının parçalanması
  • Tarımda makineleşme nedeniyle işsizliğin oluşması
  • Tarımsal üretimdeki verim düşüklüğü
  • Eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlerden yararlanma isteği …

Şehirleşmeye bağlı olarak kentlerde;

  • Hizmet sektöründe çalışanların oranı artmış,
  • Eğitim düzeyi yükselmiş,
  • Kültürel çeşitlilik artmış,
  • Kadınları iş hayatına katılımları artmış,
  • Doğum oranları azalmıştır.

Sevebilirsin...

  • Türkiye Nüfusunun Yapısal Özellikleri Konu Anlatımı