Canlıların Yeryüzüne Dağılışını Etkileyen Coğrafi Faktörler

canlilarin dagilisini etkileyen faktörler tablo

1. FİZİKİ FAKTÖRLER
Doğal faktörler canlıların yer yüzüne dağılışı üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Bu dağılışı etkileyen doğal faktörlerin başlıcaları; iklim, yer şekilleri ve topraktır.

a. İklim
9. sınıfta görmüş olduğunuz iklim elemanlarından sıcaklık, basınç, nemlilik ve yağış koşulları Dünya’nın her yerinde aynı değildir. Bitkilerin gelişmesi ve büyümesi için belirli bir sıcaklığa ihtiyaç vardır. Bu nedenle sıcaklık bitki çeşitliliği ve bunların yayılış alanları üzerinde etkilidir. Birçok bitki türü için sınırlayıcı en alt ve en üst sıcaklık -40 °C ile +40 °C arasındadır. Bitkiler, farklı sıcaklık isteklerine bağlı olarak ekvatordan kutuplara doğru sıralanmışlardır. Bitkilerin yaşama ve yayılış alanlarını belirleyen en önemli etkenler sıcaklık ve yağış koşullarıdır.

Sıcaklık dağılışını etkileyen birçok etken vardır. Bunlardan en önemlisi ise Güneş ışınlarının yer yüzüne düşme açısıdır. Ekvator ve yakın çevresi güneş ışınlarını dik ve dike yakın açılarla aldığı için sıcak, kutuplar çevresi ise güneş ışınlarını yıl boyunca çok dar açılarla aldığı için soğuktur. Sıcak ve soğuk kuşak arasında ise belli dönemlerde daha dik, belli dönemlerde daha eğik ışınlara maruz kalan ve nihayetinde mevsimlerin belirgin olarak yaşandığı ılıman bir kuşak mevcuttur. Çok fazla türdeki bitki ve hayvanların sıcaklık ve yağış istekleri de çeşitlilik gösterir. Sıcaklık isteği fazla olanlar sıcak kuşakta yoğunlaşırken, nispeten az  olanlar kutuplara yakın bölgelere kadar yayılış gösterirler. Genel olarak sıcak iklimlerin etkili olduğu alanlarda hayvan türleri, soğuk iklim bölgelerine göre daha fazladır. Örneğin, Kanada’da 15 memeli hayvan türü varken bu sayı Orta Amerika’da 150’ye ulaşır.

bitki dağılışı kusakları

Yıl boyunca nemli ve sıcak olan ekvatoral bölgede gür bir bitki örtüsü bulunmaktadır. Bu bitkilerin büyüme, çiçek açma ve meyve vermesi yıl boyunca devam ettiği için burada yaşayan hayvanların yıl boyunca yiyecek bulması da mümkündür. Bu nedenle ekvatoral yağmur ormanları, bitki türlerinin yanı sıra hayvan türleri bakımından da en zengin yerdir. Ekvatoral bölgedeki koşullar yıl boyunca aynı olduğundan bu bölgedeki hayvanlar fazla yer değiştirmezler.

Ekvatoral yağmur ormanları dünyanın en zengin doğal yaşam alanlarıdır. Bitki ve hayvan türlerinin % 50-70’ini bu ormanların barındırdıkları tahmin edilmektedir.
10 km² lik yağmur ormanı alanı ortalama olarak:
15.000 tür çiçek,
750 tür ağaç,
400 tür kuş,
100 tür sürüngen,
60 tür kurbağa,
4000 tür böcek barındırmaktadır.

b. Yer Şekilleri

Yer şekilleri canlıların yeryüzüne dağılışını etkileyen bir diğer faktördür. Dünya üzerinde kara ve denizlerin dağılışı bir birinden tamamen farklı iki yaşam alanını oluşturur. Denizlerde yaşamını sürdüren canlılar için karalar, karalarda yaşamını sürdüren canlılar için denizler yaşam alanını sınırlandıran alanlardır. Köpek , at , yılanların bir bölümü , aslan , tavşan , inek , eşek , koyun , keçi , kurt , fil , kanguru , kaplumbağaların bir bölümü , kertenkele , deve geyik gibi hayvanlar ile ; serçe , leylek , atmaca , güvercin , karga gibi kuşlar karada yaşar bunların denizde yaşama gibi bir durumu mümkün değildir. Genel bir ifade ile balıklar, balina, yunus balığı gibi binlerce tür canlının su dışında yaşama şansı yoktur.

Sayısı çok az olmakla birlikte hem karada hem de denizde yaşayan canlılarda vardır. Bu hayvanlar yaşamlarının bir bölümünü karada bir bölümünü de suda geçirir. Su kaplumbağası , kurbağa , su yılanı , timsah , kaz , ördek , martı , pelikan , karabatak ve penguen hem suda hem de karada yaşayabilen hayvanlardır.

Yüzey şekillerinin farklılık göstermesi başta yükselti, bakı, denizellik – karasallık ve dağların denize göre konumlarını etkiler. Yükseltisi fazla olan alanlar soğuk ve kurak alanlardır bu durumda bitki ve hayvan türleri bu durumdan etkilenecektir. Bakı şartları farklılık gösteren bir dağın iki yamacı sinesinde çok farklı hayvan ve bitki türlerini barındıracaktır. Örneğin; Karadeniz dağlarının karadenize ve iç kesimlere bakan yamaçları bir birinden farklı canlı türlerini bulundurur. Yine bu dağların denize dönük yamaçları daha fazla yağış alırken, iç kesimlere bakan yamaçları daha kurak olur. Yağışların fazla olduğu (kuzey) yamaçlarda çay tarımı yapılırken, iç kesimlere (güneye) bakan yamaçlarda çay istense de yetiştirilemez.

Dağların denize dik yada paralel uzanması dahi canlı dağılışında farklılığa sebep olur. Örnek vermek gerekirse Karadeniz Bölgesinde dağların kıyıya paralel uzanması denizin ılıman etkisinin dar bir kıyı bölgesinde görülmesine neden olurken, Ege Bölgesinde dağların kıyıya dik uzanması deniz etkisinin iç bölgelere kadar sokulmasına izin verir. Bu durumda bitki, hayvan ve hatta insan dağılışında bile değişikliklere neden olur. Aşağıdaki haritada kırmızı oklar denizin ılıman etkisinin nereye kadar uzandığını göstermektedir. Ne demek istediğimizi anlamanız açısından yararlı olacaktır.

türkiye haritası dağların uzanışı

c) Toprak

Toprağın fiziksel yapısı, kimyasal özellikleri, sıcaklık, nem ve canlı organizmalarca zenginliği özellikle bitki ve hayvan dağılışını etkiler. Bitkiler yalnızca toprak üzerinde yetişebilen canlılar olması sebebiyle toprağa bağlıdırlar. Toprağın; kireçli, tuzlu, geçirimli, geçirimsiz, killi veya volkanik olması gibi durumlar bitkilerin dağılışını etkiler. Örneğin, kalkerli topraklar üzerinde kolaylıkla yayılış gösteren bazı bitkiler, silisli topraklar üzerinde seyrekleşir ya da yok olur. Salyangozlar, kireçli toprakların olduğu alanlarda yoğunluk gösterirken volkanik toprakların bulunduğu yerde sayıları azalır. Tuzlu topraklara uyum sağlamış bitkiler diğer topraklarda görülmez. Toprak tabakasının ince veya kalın olması da bitkilerin dağılışını etkiler. Özellikle ağaç türü bitkiler kalın toprak örtüsü isterken, çayır ve çalılıklar ince toprak örtüsünde de tutunabilir.

2. BİYOLOJİK FAKTÖRLER

a) İnsan

Günümüz dünyasını şekillendiren insanoğlu, endüstriyel ve tarımsal faaliyetlerle çevresini önemli ölçüde değiştirdi. Bu değişiklikler de yeryüzündeki canlıların yaşam alanını etkiler. İçinde bulunduğumuz yüzyılda dünya nüfusunun hızla artması, sanayi ve teknolojideki gelişmeler ekosistemdeki tür kayıplarını oldukça arttırmıştır. İnsanlar var olduğu günden beri bitki toplamış ve hayvanları avlamıştır. Her geçen gün istekleri artan insan doğal kaynakları daha fazla tüketmiş, çevresine daha fazla zarar verir hale gelmiştir. Yapılan araştırmalar günümüzdeki tür kayıplarının geçmişe göre bin ile 10 bin kat daha fazla olduğunu göstermektedir. İnsan bazı tür bitkilerin sonunu getirirken bazıların yayılış alanını önemli ölçüde genişletmiştir. Örneğin; Türkiye’de buğday, Çin’de pirinç, Brezilya’da kahve üretim alanları geçmişle kıyaslanamayacak kadar genişlemiştir. Bir türün yok olması veya baskın hale gelmesi ekosistemin dengesini önemli ölçüde bozmaktadır. 1800’lü yıllarda yaklaşık 1 milyar olan dünya nüfusu günümüzde 6 milyarı geçmiştir. Sayısı artan insan yaşam alanını genişletirken diğer canlıların (bitki ve hayvan) yaşam alanlarını daraltmış veya tamamen yok etmiştir. Örümcek ağına dönen kara ve demir yolları bazı canlılar için sınırlara dönüşmüştür. Burada insanların canlıları nasıl etkilediğine dair binlerce örnek verilebilir ama biz birkaç tane örnek vererek kapatalım.

İnsanların yerleştiği alanları (şehir, kasaba, köy) kurması,
Ormanları çeşitli nedenlerle yok etmesi, (yakma, tarım alanı ve yerleşim yeri açma)
Ulaşım ağları oluşturmaları,
Toprak, su ve atmosferi kirletmeleri,
Enerji üretmek için akarsu akışına müdahale etmeleri,
Nükleer silahları kullanma ve deneme aşamasında doğaya zarar vermeleri,
Denizden petrol çıkarımı sırasında denize sızmaların yaşanması,
Aşırı sanayileşme sonucu küresel ısınma. Sonuç olarak kutuplardaki buzulların erimesi orada elle sayılabilecek kadar az olan hayvan türlerinin bundan zarar görmesi verilebilecek örneklerden sadece birkaçıdır.

b) Diğer Canlılar

Nasıl ki insan dünyada var olma mücadelesi veriyorsa; bitki ve hayvanlarda kendi içinde var olma ve kendi neslini sürdürme mücadelesi vermektedir. Bu mücadele hem tür içi rekabet hem de türler arası rekabet şeklinde gerçekleşir. Ekosistemdeki canlılar karşılıklı etkileşim içinde olduklarından birbirlerinin dağılışını etkilerler. Bir bölgedeki ot oburların varlığı bitkilere, et oburların varlığı da ot oburlara bağlıdır. Belli dönemlerde yaşanan sıra dışı olaylar bir türün sayısal olarak baskın hale gelmesine sebep olabilmektedir. Bu durumda baskın tür ekosistemi olumsuz yönde etkilemektedir.

Anız yakılması sonucu yılanların azalması, farelerin çoğalması
Kedilerin çok olduğu yerde farelerin sayıca azalması,
Eğirdir ve Beyşehir göllerine bırakılan İsrail Sazanının yerli türleri yok etmesi,
Caulerpa taxifolia (Katil Yosun) örnek alma amaçlı bile olsa koparılmaması gereken bir bitkidir. Çünkü koparılan ve dağılan parçalar yeni koloniler oluşturarak ekosistemi olumsuz etkiler.
Balta girmemiş yağmur ormanlarında bitkilerin güneş ışığını daha fazla almak için yükselme yarışına girmeleri canlıların birbirini nasıl etkilediğine verilebilecek birkaç örnektir.

3. PALEOCOĞRAFYA

a) Kıtaların Kayması

Dünyayı oluşturan karaların ilk dönemlerde tek parça olduğu bilim adamlarınca kanıtlanmıştır. Bu kara kütleleri zamanla bir birinden uzaklaşarak günümüzdeki şeklini almıştır. Kıtaların kayması, canlıların yeryüzünde dağılışlarını önemli ölçüde etkilemiştir. Jeolojik devirler boyunca kıtalar hareket ederken birbirine yaklaşmış veya uzaklaşmış bu temaslar sırasında farklı bitki ve hayvan türleri kıtalar arası geçiş yapma olanağı bulmuştur. Bir bölgede normal koşullarda görülemeyecek hayvan be bitki toplulukları o alanda yaşar hale gelmiştir. Kıtaların kayması bazen küçük bir kara parçasının büyük bir kıtaya çarpması şeklinde sonuçlanmıştır. Bunun en güzel örneği şu anki Hindistan kara parçasıdır. Hindistan levhası uzun jeolojik devirler içinde 0 derece enlemlerinden 30 derece enlemlerine kadar kayıp Asya kıtasına çarpmıştır. Bu birleşme sonrası binlerce farklı türde bitki ve yüzlerce hayvan Asya kıtasına yayılmıştır. Kıtaların kayması esnasında bazı bölgelerde çevresinden yalıtlanmış günümüze kadar tür zenginliklerini koruyabilmiştir (Madagaskar Adası gibi).

.
b) İklim Değişiklikleri

Dünya’nın jeolojik geçmişi boyunca birçok iklim değişiklikleri yaşanmıştır. Bu değişiklikleri iki farklı yönden ele alabiliriz. Birincisi soğuk dönemler, ikincisi ise sıcak dönemler. Dünya’nın soğuk zamanları yaşadığı Buzul devirlerinde orta enlemlerde yaşayan canlılar daha sıcak bölgelere göç etmek zorunda kalmıştır. Az bir kısmı değişen iklim şartlarına adapte olurken göç edemeyen veya adapte (uyum) olamayanlar yok olmuşlardır. Buzul devirlerinde Bering Boğazı’nın kara haline geçmesi Sibirya’dan Kuzey Amerika’ya olan göçleri meydana getirmiştir. Bu durum, her iki kıtadaki hayvan türlerinin birbirine benzemesinde etkili olmuştur.

Sıcak dönemler geri geldiğinde canlıların yeryüzüne dağılışı yeniden şekillenmiştir. Buzulların erimesiyle hayvan ve bitki toplulukları kutuplar yönünde genişlemiştir. Dünya’nın ısınması, buzulların eriyerek deniz seviyesinin  yükselmesine neden olmuştur. Deniz seviyesinde meydana gelen bu değişimler sonucu kıyılarda yaşayan bazı türler kitlesel olarak yok olmuştur.

Sevebilirsin...

  • Bu sayfa bir teşekkürü hak etmiyor mu? 😀

  • regina

    Tesekkurler hocam supersiniz:D