Türkiye’de Tarımı Etkileyen Faktörler

Türkiye’de Tarımı Etkileyen Faktörler

Yer Şekilleri

Türkiye’de tarım yapılan alanlarını sınırlandıran en büyük faktör yer şekilleridir. Türkiye’nin oluşumunu yakın jeolojik zamanlarda tamamlaması engebeli ve yüksek alanların Türkiye’de geniş alan kaplamasına neden olur. Bu nedenle tarım yapılabilecek düzlük alanlar dağlık ve kullanılamayan alanlara oranla oldukça düşüktür. Bu oranlar bölgelere göre farklılık gösterir.

Yukarıdaki grafik bize bazı noktalarda ipucu verir. Bunlardan biri Türkiye’nin en dağlık bölgesi Doğu Anadolu Bölgesi, en düzlük olanı ise Marmara Bölgesidir. Diğer bir nokta ise aşağıdaki başlıklardan birini oluşturan tarımda makineleşmedir. Tarımda makineleşme oranı yer şekillerine bağlıdır. Yer şekilleri ne kadar sade ise tarımda makineleşme o kadar yüksektir. Sonuç olarak yer şekillerinin dağlık ve yüksek olmasından dolayı Türkiye’de makineleşmenin en düşük olduğu bölge Doğu Anadolu Bölgesi iken, en yüksek olduğu bölge Marmara Bölgesidir.

Ekili dikili alanlar (tarlalar, sebze ve meyve bahçeleri, zeytinlikler ve nadas alanları) Türkiye topraklarının 1 /3’ünden fazlasını oluşturur. Bu orana nadas alanları da dahildir.

Türkiye’de 1950’li yıllardan sonra makineleşmenin etkisiyle çayır ve otlakların sürülmesi, yer yer ormanlık alanların tahrip edilmesi ve verimsiz alanların yeniden tarıma kazandırılmasıyla tarım alanlarımız genişlemiştir. Bugün tarım alanlarımızın oranı ülke arazisinin yaklaşık % 37’si kadardır.

İklim

Tarımı etkileyen en önemli etken kuşkusuz iklimdir. Rize’de çay, Ordu’da fındık, Aydın’da incir, Anamur’da muz yetişiyorsa bunu en başta iklimle açıklayabiliriz. Bunları iklim elemanlarıyla tek tek açıklayalım;

Sıcaklık; Bazı tarım ürünlerinin yetişip yetişmemesi uygun sıcaklık şartlarına bağlıdır. Kimi tarım ürünleri yüksek sıcaklık isterken, kimi tarım ürünleri düşük sıcaklık değerlerinde de olgunlaşabilmektedir. Kimi tarım ürünlerinde kış sıcaklık değerlerinin bir önemi yokken kiminde kış sıcaklığının eksilere düşmemesi çok önemlidir. Bir kaç örnek vermek gerekirse; Doğu Anadolu’nun yüksek kesimlerinde yaz mevsiminin kısa ve sıcaklığın düşük olmasından dolayı buğday yerini arpaya bırakır, düşük kış sıcaklıkları elma, armut, kayısı … gibi ağaçlara zarar vermezken muz, narenciye, zeytin … gibi ağaçlara çok zarar verir.

Yağış ve Nem: Yağış ve nem tarımı etkileyen diğer iklim elemanlarındandır. tarım ürünlerinin nasıl sıcaklık istekleri birbirinden farklı ise yağış ve nem istekleri de farklılık gösterir. Türkiye’de yağışın yıl içindeki dağılışı düzenli değildir. Orta kuşağın güneyindeki Akdeniz iklim bölgesinde bulunmasının bir sonucu olarak, Karadeniz kıyıları hariç her bölgede yaz mevsimi kurak geçer. Bunun yanı sıra iç bölgelerimizin deniz etkisinden uzak oldukları için yıllık yağışların yetersiz olması da bu bölgelerin kurak olmasına yol açar. Kimi tarım ürünleri yetişme ve olgunlaşma dönemlerinde  yağış isterken, kimisi sadece yetişme döneminde yağış ister olgunlaşma döneminin kurak geçmesi gerekir. Yağış ve nem başlıkları aslında suyu ifade eder. Bu noktada hangi tarım ürünlerinin suya daha fazla ihtiyaç duyduğunu, hangilerinin kuraklığa daha dayanıklı olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek.

Rüzgar: Türkiye’nin matematik konumuna bağlı olarak kuzeyden esen rüzgarlar soğuk, güneyden esen rüzgarlar sıcaktır. Rüzgarlar bir bölgenin sıcaklık değerlerini etkilediğinden, nemlilik veya kuraklığa neden olabileceğinden tarımı etkileyen diğer faktörlere dahil edilebilir.

Toprak Bakımı

tarimda-toprak-bakimi

Tarım faaliyetlerinin gerçekleştirildiği zemin topraktır. Bir tarım ürünü her çeşit toprak üzerinde yetişmez. Bu yüzden ekim yapılacak bitkilerin ihtiyacı olan besin maddelerinin topraktaki miktarlarının tespiti için en doğru işlem toprak analizi yaptırmaktır. Yurdumuzun pek çok yerinde, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’na bağlı olarak il ve ilçelerde faaliyet gösteren “Toprak Tahlil Laboratuarları”nda da ücretsiz toprak analizleri yapılmaktadır.

Toprağın ekimden önce çeşitli boyutlardaki taşlardan ve zararlı otlardan temizlenmesi, sürülmesi gibi işlemler de toprak bakımı olarak değerlendirilir. Tarım için uygun bir toprağın içinde hava, su, mineraller ve diğer organik maddeler bulunur. Bu maddelerin toprağa tam anlamıyla karışabilmesi için toprağın sürülerek gevşek hale getirilmesi gerekir.

Toprak bakımına gübrelemede dahil edilebilir ancak onu aşağıda başka bir başlık altında anlatacağım.

Sulama

tarimda-sulama

Ülkemizin Karadeniz Bölgesi hariç diğer bölgeleri yaz mevsiminde pek yağış almaz. Tarım faaliyetlerinin de yoğun olarak yaz mevsiminde yapıldığı düşünüldüğünde sulamaya duyulan ihtiyaç ortadadır. Ülkemizde özellikle İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde sulama sıkıntısının fazla olması tarımı olumsuz etkiler. Yağışlarla su ihtiyacının karşılanamaması, yeraltı sularının da yetersiz oluşu birçok alanda toprakların nadasa bırakılmasına neden olmaktadır.

Tarım alanlarının sürülerek, suyunu tamamlayabilmesi için birkaç yıl (1 – 5) boş bırakılması yöntemine nadas adı verilmektedir. Bu yöntemin terk edilmesi ve tarlaların sürekli ekilebilmesi için sulamaya ihtiyaç vardır. Nadas uygulamasının yaygın olduğu bölgelerdeki tarım faaliyetleri daha çok su ihtiyacının yağışlarla karşılandığı kuru tarım faaliyetleri şeklindedir. Bu nedenle bu bölgelerimizde su ihtiyacı az olan tahılların ekimi ön plandadır. Tarım yapılabilecekken susuzluktan dolayı bu toprakların boş bırakılması hem tarımı hem de ülke ekonomisini olumsuz etkilemektedir.

Buna karşılık sulama olanaklarının mümkün olduğu kıyı bölgelerimizde ise sulamalı tarım yapılmaktadır. Bunun sonucu olarak ekonomik değeri yüksek endüstri bitkileri ile çeşitli meyve ve sebzeler bu bölgelerimiz de yetiştirilmektedir.

Türkiye’de tarım alanlarında sulamanın yaygınlaştırılmasıyla;

  • nadas uygulamaları ortadan kalkar,
  • iklim koşullarına bağımlılık azalır,
  • yılda birden fazla ürün alınır,
  • tarımsal üretimde süreklilik sağlanır,
  • bazı tarım ürünlerinin yıllık üretim miktarlarındaki dalgalanmalar azalır.
  • tarımsal verimlilik artar,
  • tarım ürünleri çeşitliliği artar,
  • iç bölgelerde de sebze ve meyve üretilebilir,
  • suya ihtiyacı olan şeker pancarı, pamuk, tütün, ayçiçeği, mısır gibi sanayi bitkilerinin ekim alanı genişler.
  • çiftçilerin gelir düzeyi yükselir,
  • tarıma dayalı endüstrisi daha çok gelişir,
  • ihracat rakamları ve gelirleri artar,
  • ülke ekonomisine daha fazla katkı sağlar.

Gübreleme

tarimda-dogal-gubreleme

Tarım ürünlerinin topraktaki mineralleri tüketmesiyle zamanla toprağın verimi azalır. Bu nedenle gübreleme yapılır. Türkiye’de tarım alanlarında doğal gübre (ahır gübresi) ve kimyasal gübre olmak üzere iki çeşit gübre kullanılmaktadır.

Bunlardan ülkemizde en yaygın olanı kimyasal gübredir. Uygun gübre seçimi ve nitelikli uygulama ile verim artışı genellikle %50, bazı bitkilerde ise %80’dir. Normal şartlarda toprakta bitki için gerekli besin maddeleri mevcuttur. Ancak, uzun süre tarım yapılan topraklarda bu besin maddeleri azalır ve toprak besin maddeleri yönünden fakirleşir. Bitkilerin gelişip ürün vermelerinde etkili olan başlıca besin maddeleri; Azot, Fosfor ve Potasyum’dur. İkinci derecede ise Kalsiyum, Magnezyum ve Kükürt’e ihtiyaç vardır. Çinko, Bor, Bakır, Mangan, Demir, Molibden, Klor, Sodyum ve Silisyum gibi iz elementler de bitkinin normal gelişmesi için gereklidir.

Ülkemizde hayvancılığın sınırlı olması ve hayvansal gübrenin özellikle doğu bölgelerinde tezek şeklinde yakacak olarak tüketilmesi, doğal gübre kullanımını azaltmaktadır. Kimyasal gübrenin ham maddesi (fosfat) büyük ölçüde dış alımla karşılandığından ve pahalı olduğundan devlet, gübre alış fiyatlarını düşürerek çiftçilere destek olmaktadır. Bu durum ekonomimizi olumsuz yönde etkilemektedir.

İlaçlama

tarimda-ilaclama

İlaçlama Tarım ürünlerinde görülen çeşitli hastalıklar ve zararlı canlıların ürünlere verdiği zararlar tarımsal üretimi ve verimi etkilemektedir. Bu sorunlara karşı tarım ürünlerinin ve tohumlarının ilaçlanması gerekir. Ülkemizde bu amaçla kullanılan tarımsal ilaç miktarı artırılmalı ve ihtiyaç duyulan bölgelerde yaygınlaştırılmalıdır.

İlaçlama çalışmalarının amacına ulaşmasında;

  • Zamanlama,
  • İlaç seçimi
  • Bilinçli bir şekilde uygulanması oldukça önemlidir.

Tohum Islahı

tarimda-tohum-islahi

Tarım ürünlerinden daha fazla verim almak amacıyla tohumların melezleştirilmesi ve iyi tohumların seçilmesi çalışmalarına tohum ıslahı adı verilir. Türkiye’de tohum ıslahı; Ziraat Fakülteleri, Devlet Tarım İşletmeleri, Devlet Üretme Çiftlikleri ve Tohum Islah İstasyonları tarafından gerçekleştirilmektedir. Ayrıca 1985 yılından itibaren nitelikli tohumların dış alımının sağlanmasıyla tarım alanlarında bu tür tohumlar yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu sayede birim alandan alınan verim yükselmiştir. Tohum ıslahıyla hedeflenen sadece daha fazla ürün elde etmek değil aynı zamanda daha kaliteli ürün üretmektir.

Makineleşme

tarimda-makinelesme

Ülkemizde tarım alanlarında sanayileşme hamlesinin başladığı 1950’li yıllara kadar insan ve hayvan gücüne dayalı olarak sürdürülen tarımsal faaliyetler, bu yıllardan günümüze kadar olan süreçte yerini traktör gibi makinelere bırakmıştır. Tarım faaliyetlerinde toprağın ekime hazırlanması, ürünlerin ekilmesi, sulama, gübreleme, ilaçlama ve ürünlerin hasat edilmesi gibi işlemlerin tümünde çeşitli makinelerden, alet ve ekipmanlardan yararlanılmaktadır.

Türkiye’de tarımda makineleşmeye geçilmesi sonucunda;

  • çayır ve mera alanları sürülerek tarım alanları genişlemiş,
  • tarım ürünlerinin üretim miktarında ve veriminde artışlar olmuş,
  • tarımda insan ve hayvan gücüne olan ihtiyaç azalmış ve bunun sonucunda kırsal alanda işsizlik artmış,
  • köyden, kente olan göçler artmıştır.

Ülkemizde tarımda makine kullanımı yaygınlaştığı halde bazı bölgelerimizde insan ve hayvan gücüne duyulan ihtiyaç tümüyle ortadan kalkmamıştır. Bu durumun başlıca nedenleri;

  • tarım alanlarının makine kullanımına uygun olmayacak kadar engebeli olması,
  • bazı tarım tpraklarının makineli tarımın ekonomik olmayacağı kadar küçük ve parçalı olması,
  • kırsal kesimdeki küçük işletmelerde insan gücünün daha ucuz olması,
  • tarımsal araç ve gereç fiyatlarının çiftçilerin ödeme gücünün üzerinde olması gibi nedenlerdir.

Pazarlama

tarimda-pazarlama

Satamayacağı ürünü hiçbir çiftçi üretmez. Tarımsal üretimde sürekliliğin sağlanması için elde edilen ürünlerin iyi bir fiyata pazarlanması gereklidir. Bu nedenle ürünlerin ekimi yapılmadan önce pazar durumu iyice araştırılmalı ve buna göre belirlenen miktarda ürün ekimi yapılmalıdır. Ülkemizde tarım üreticilerinin olumsuz piyasa koşullarından etkilenmesini önlemek amacıyla devlet, üreticiye önceden duyurduğu taban fiyattan ürünü alma garantisi verir. Bu uygulamaya destekleme alımları adı verilir. Destekleme alımlarının uygulandığı ürünler genelde ihracat değeri olan (çay, fındık, üzüm, incir, yer fıstığı vs.) ya da tahıllar, şeker pancarı gibi temel besin maddesi olan ürünlerdir.

Tarımı Destekleyen Kuruluşlar

Ülkemizde tarımsal faaliyetlerin, belirli bir plan dahilinde uygulanması ve bunların desteklenmesiyle Tarım Bakanlığı ilgilenmektedir. Bu bakanlığın yanı sıra Ziraat Bankası, Tarım Kredi ve Tarım Satış Kooperatifleri çiftçilerimizin kredi ihtiyacını karşılar. Çiftçilerimizin gübre ve traktör ihtiyacını karşılayan Türkiye Zirai Donatım Kurumu (TZDK) ile çiftçilerin tohum ve fide ihtiyacını karşılayan Devlet Üretme Çiftlikleri de yine tarımı destekleyen kuruluşlardandır. Bunların yanı sıra çiftçilerin ürettiği çeşitli ürünleri uygun fiyatlarla satın alarak, işleyip tüketiciye uygun fiyatlarla satan Çaykur, Tekel, Toprak Mahsulleri Ofisi, Tariş, Çukobirlik, Antbirlik, Fiskobirlik, Tarım işletmeleri Genel Müdürlüğü ve tarım alanlarındaki sulama işleriyle ilgilenen Devlet Su İşleri gibi kuruluşlar da tarım ekonomisini destekler.

Sevebilirsin...

  • Türkiye’de Tarımı Etkileyen Faktörler Nelerdir?